İlimizde trafik ve kaldırım sorunları bir türlü çözülemiyor. Oynayamayan gelin yerim dar misali bizim kentimizin imar programını yapanlar da, yerimizi dar yapmışlar. Ne bir kaldırım ne yeni bir yol hiç biri yeni yapılanmaya uygun gelmiyor. Her neyse bunlar yazıldı çizildi, değişen bir şey olmadı. KENDİMİZE FAYDAMIZ YOK BARİ ÖZÜRLÜLERİ UNUTMAYALIM Özürlüler demeye dilim varmıyor, onların hassasiyetini ve duygusallığını hatta çevreye olan saygılarını gördükçe kendimin özürlü olduğunu düşünüyorum. Geçtiğimiz günlerde hıdırlık bölgesinde ne var ne yok diye bir bakayım istedim. Temiz oksijenleri ciğerlerime depolayıp evime gitmek üzere yola çıktım. Tam aşağıya indim yol ayrımında iki özürlü arkadaşım, tekerlekli sandalyeleri ile bana yol veriyorlar, inanın kendimden utandım. Her ne kadar ben onlara yol versem de, demek ki toplumumuzda onları görmemezlikten gelenler ve yol vermeyenler o kadar fazla ki, herkesi yol vermez diye hesap edip, ihtiyati tedbiri elden bırakmıyorlar. İşte özürlülerimizi böyle düşünmelerine izin verdiğimiz için utandım. Utanmam için bir çok sebebi de bu olay sayesinde analiz ettim. Düşünsenize biz hala minibüs veya turex otobüslerini konu olarak köşelerimize yazarken, özürlü kardeşlerimizin binebileceği bir tane dahi otobüsün olmadığı aklıma geldi. Otobüsten vaz geçtim özürlü otoparkları, özürlüler için tuvaletler hepsinden ama hepsinden vaz geçtim. Cadde ve sokaklarda özürlüler için yapılmış kaldırımlar dahi tam manasıyla hizmet vermiyor. Gariplikler ülkesi memleketimde ve Afyonumda özürlünün çıkacağı veya yürüyeceği kaldırım düşünülüyor amma ineceği basamak veya rampa unutuluyor. İşte bu yüzden utanıyorum Artık özürlülerden utanmak istemiyorum. Haydi bakalım etkili ve yetkili büyüklerim kolları sıvayın ve özürlüler haftasında şov yapmaktan uzak bir mantıkta, sessiz ve sedasız medyanın haberi olmadan şu özürlülerimiz için bir çivi çakın da asıl özürlünün biz olmadığımızı anlayalım. Hoşcakalın dostcakalın.